Ana Sayfa Ana Sayfa

Hakan Şükür ve aklın iflası


Ahmet Çakır - Zaman - 20.07.2008
Hakan Şükür ve aklın iflası


Haftalardır Hakan Şükür hakkında bir şey yazmamaya özen gösteriyorum.

Çünkü o zor bir dönemden geçiyor ve sükunete ihtiyacı var... Ayrıca onun gibi futbol tarihimize damga vurmuş bir oyuncunun bırakması sırasında haliyle çeşitli sarsıntılar yaşanır. Yani Galatasaray'ın onunla devam etmek istemeyişi, başka kulüplerden gelen transfer önerileri, Hakan Şükür'ün bunlarla ilgili düşüncelerinin gündem oluşturması doğaldır.

Bu durum önümüzdeki günlerde de sürecektir. Gelgelelim, onun önce Cumhurbaşkanı, ardından da Başbakan'la görüşmesinin ardından yapılan yorumlar, ortaya konan varsayımlar insanı dehşete düşürüyor. Üstelik bunlar sadece haber olsun diye yapılan spekülasyonlar olarak da kalmıyor. Örneğin, mesleğimizin doruk noktalarında bulunmuş bir arkadaşımız Hakan'ın federasyon başkanı olma durumunu bana sordu! Yani durum gerçekten dehşet verici. Spor medyasının bir bölümünde normal insan zekasına hakaret olarak kabul edilebilecek bir yığın 'şey' çıkıyor. Şey diyorum çünkü bunlara haber demek haberin ne olduğunu bilmemek anlamına geliyor. Ancak bu kadarı karşısında artık insan pes diyor. Bu durumu, 'spor medyasında aklın iflası' olarak nitelemek abartılı olmaz sanıyorum. Normal zeka düzeyindeki her insan henüz futbol oynama aşamasındaki birinin federasyon başkanı filan olamayacağını, belediye başkanlığı için de insanların çok daha değişik niteliklere sahip olması gerektiğini kestirebilir.

Bu tür görüşler ileri sürenler ülkelerine de hakaret ediyorlar! Burası ilkel bir Afrika kabilesi değil. Federasyon ya da belediye başkanlıklarına insanların nasıl gelebileceklerine ilişkin süreçler, kurallar ve gelenekler var. Örneğin, Hakan Şükür'ün federasyon başkanı olması için en az 10 yıllık bir süreye gereksinme duyacağı ortada. Üstelik bu süre içinde o konuyla ilgili işler yapması, örneğin kulüp ve federasyon yönetim kurullarına girerek deneyim kazanması şart. Tersinden giderek de bu durumu rahatlıkla anlayabiliriz. Bir an için onun gerçekten federasyon başkanı 'yapıldığını' düşünelim. Bunun oluşturacağı sorunların kısa sürede bir kaosa dönüşmesi ve onun da deneyimsizliği yüzünden yapacağı hatalar sonucunda birkaç ay içinde arkasına bile bakmadan kaçacağını kestirebilmek çok mu zor? Adapazarı gibi zorlu ve sorunlu bir kentin belediye başkanlığını siz eğlence mi sanıyorsunuz? Hakan Şükür'ün ünü ve popülaritesi bu sorunların çözümünde nereye kadar etkili olabilir? İşin aslı şu: Hakan Şükür, Euro 2008 sırasında sessiz kalarak üzüntüsünü kendi içinde yaşamayı ve taşımayı başardı. Ancak sonrasında biraz ortalıkta görünme isteği duydu. Onun gibi yaklaşık 20 yıldır sürekli doruklarda yaşayan biri için de bunu normal bir psikolojik ihtiyaç olarak görmek gerekir. Onun şu anda neler yaşadığını anlayabilmek için daha önce o çaptaki başka oyuncularla ilgili bir sorudan yardım isteyebiliriz: Siz hiç Hakan Şükür oldunuz mu?

Rıdvan Dilmen haklı

Onun konuyla ilgili tepkisini gördüğümde benden önce davrandığını düşünmüştüm. Rıdvan Dilmen büyük takımların yeni sezon öncesindeki durumlarını değerlendirirken, hazırlık kamplarından gelen birtakım 'standart haberlere' tepki göstermişti. Falan hoca oyuncuların pestilini çıkarttı, filan hoca bu sezon bizi tutamazlar dedi, oyuncular bu sezonki kampın harika geçtiğini söyledi türünden 'laflar' bunlar. Laflar ama kimi zaman habersizlikten sayfalarda palamut gibi yer alabiliyor...

Dilmen, tepki oluşturabilecek sözler etmekten özellikle kaçınan biri. Yorumcu olarak gerekli ilgiyi zaten gördüğünden, bunun dışındaki birtakım saçmalıklarla ilgi çekmeye filan çalışmıyor. Üstelik söyleyeceği en sert sözleri bile kadife birtakım örtülerle sarıp sarmalamayı çok iyi beceriyor. Örneğin, Yıldırım Demirören'in kulübünü ne kadar kötü yönettiğini söylemeden önce, onun nasıl bir Beşiktaşlı olduğunu ve kulübüne katkılarını belirtmekte yarar görüyor. Ondan sonra 'yapamadı' diyor. Bu özenine karşın Dilmen'in sözleri tepkiye yol açtı. Akşam'da Alaettin Metin arkadaşımız olaya sağlam bir noktadan girdi. 'Önce gel, bu kamplarda haber peşinde koş, ondan sonra konuş' anlamında sözler etti. Elbette ki haklıydı ama Rıdvan Dilmen'in söylediği bu değildi.

Ardından TSYD'nin de bu konuda tepkisinin söz konusu olduğu bana sözlü olarak ifade edildi. Ancak bu kadarının fazla olacağı kanısındayım. Çünkü işin özünde Dilmen haklı. Kamplardan da başka yerlerden de çok fazla 'standart' haber geliyor. Muhabir arkadaşların sahici haberlere yöneltilmesi konusunda hepimize görev düşüyor. Dilmen de bunun için bir kıvılcım çakmış oldu.

Gurbetçinin 'öldüren' sevgisi!

Takımlarımızın yurtdışı maç ve kamplarında yaşanan durumlar daha sık gündeme girmeye başladı. Daha önce Milli Takım'ın hazırlık kampı sırasında yaşanan durumlar bugünlerde sık sık tekrarlanıyor. Gurbetçi taraftarlar, takımlarına ve futbolculara duydukları sevgiyi gösterme konusunda kural tanımıyorlar. Bu da kaçınılmaz olarak birtakım tatsızlıklara yol açabiliyor.

Bu durumun oluşturduğu sıkıntılara biz de sık sık tanık oluyoruz ve gurbetçiler genellikle şöyle dert yanıyor: Ağabey, şu kadar kilometreden buraya geldik. Bir imzayı ya da fotoğraf çektirmeyi bize çok görüyorlar! Yani durum onlara böyle görünüyor. Buna karşılık kulüp yöneticileri, teknik adam ve futbolcular bu tür isteklerle baş etmenin olanaksızlığından yakınıyor. Taraftara gerekli ilgili göstermeleri halinde çalışmak için 1 dakika bile zaman bulamayacakları belirtiliyor.

Bu bakımdan, gurbetçi taraftarların sevgisi biraz 'öldürücü' bir boyut kazanabiliyor. Onlar ise bunu asla kabullenmek istemiyor. Yaşadıkları toplumda kurallara uymanın ne kadar önemli olduğunu biliyorlar. Ancak Türklerin bulunduğu ortamlarda bu kuralların o kadar da önemli olmadığını düşünüyorlar. Bu kapsamda işlerin daha kötü bir noktaya doğru gittiği gözleniyor. Fenerbahçe otobüsünün camlarının kırılması orada, bildiğim kadarıyla ilk kez yaşanan bir olay. Bunu yapanın Galatasaray formalı biri olduğu yolundaki ifade herkesi rahatlatıyor... Allah selamet versin!



20 Temmuz 2008 Pazar 

Atatürk ve Galatasaray
Unutmayacağız!
ultrAslan Forum
ultrAslan Ürünleri
Fotoğraf Galerisi
Copyright © 2001 - 2011 ultrAslan. Tüm hakları saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilemeden yayınlanamaz.